Kaybolan Değerlerimiz

köstek kesmek

köstek kesmek kızderbent mübadillerinde her çocuğa uygulanan  bir gelenektir bu gelenek çocuk yürümeye ilk  başlayınca  uygulanır amacı Çocuk yürümeye çalışınca sık sık düşer. Çocuk düşmesin yürümesi düz olsun diye. Çocuğun iki ayağına ip bağlanır. birkaç kişi bir mesafe gösterilerek koşturulur bu genellikle ya bir evin etrafını dönerek yada bir mesafeye el degerek yapılır yarışmada birinci gelen bağlı olan cocuğun ayağını çözer yada baglı ise ipi keser birinci gelene orta yollu bir hediye ve para verir ve aile çocuğum yürümeye başladı diye mahallede bir sandık lokum alarak ekmek arasına lokum koyarak dağıtır

Karasaban

Karasaban kızderbent tarımına ne zaman girdi hatırlayan yoktur.Çiftçiligi meslek seçen kızderbent köylüsü saban yapmayı bilir.Saban yapmak özel marifet gerektirirSaban yapmayı düşünen çiftçi sürekli saban yapılacak malzemeyi sürekli  ayak ve okunu hazır tutar saban yapmak için özellikle ayak kısmı bulunması çok önemlidir ayak denen kısım sabanın bel kemiği sayılır sabanda dikkat edilecek husus  ayak kısmının  yükü çekecek kısmıdır Karasaban toprağın altını üstüne getirmek için yapılmış. Ayağın yere basan  sivri olan yerine takılan özel yapılmış   saban demiri denen parçayla toprağın aktarılması sağlanır. İkinci parçanın ucuna boyunduruk denilen sabanı çekecek hayvanların bağlanacağı bir düzenek takılır. Uzunca oku, okun ucunda saban ile boyunduruğu astırmaya yarayan 20 cm boyunda bir mil arkasından öküz veya manda derisinden yapılmış kayışla boyunduruğa bağlanan öküzler, arkada huylu dediğimiz meşeden yapıla tutulan ve demir takılan bölümü, ucun gerisinde buyluyla oku bağlayan ağaç.Hayvan gücü kullanılarak yapılan tarım, başka bir deyişle karasaban devrimi, insanın tükettiğinden fazla üretmesine neden olmuştur.karasaban bugün tarin alaca karanlıgında kaybolmuştur kızderbentte her evde birsaban mevcuttu 1980 leri sonuna kadar ama artık beklide hiçbir evde antika olarak bile kalmamıştır

Pulluklar

Toprak işlemede en yaygın kullanılan araç pulluklardır. Pulluklar toprağı parçalar, çevirerek devirir, gevşetir anız ve yabancı otları toprağa gömer.Pulluk kızderbent köylüsünün vazgeçilmez tarım aletleridendirTarla ilk defa sürülecekse mulaka pulluk ile sürülürdü pulluk tek yönlü sürme aletliydi aynı çizgiden birdaha gelinmez fakat sabanla aynı çizgiden gelinebilir pulluk gerçekten sabana oranla çok daha güçlü bir tarım aletidir Pulluk iki kolu ve yere dogru 60 derece açılı iki dikme ve ayak kısmında bir biçağı olan bir tarım aletidir bugünün traktör pulluklarının tek ayaklısı öküz ve atlarla çekilebilen bir tarım aletidir

Boyunduruk ve Öküz Arabası

Boyunduruk karasaban, pulluğu ve öküz arabasını çekmek için kullanılan hayvanların boynuna takılan ağaçtan yapılmış bir araçtır. İki ağaç ince demir veya sert ağaç parçalarıyla birbirine tutturulmuş uçları hayvanların boynu girecek kadar açık bırakılmış kaçmamaları içinde zevye denen demir veya ağaç parçalarının girebileceği delikler hazırlanmış bir araçtır. Boyunduruğun alt ucunda meşeden yapılma kapak dediğimiz delikli düzenek vardır bağlantıyı zevyeler yapar.
İşte şimdi anı özelliğinde bazı işyerlerinde gördüğümüz karasabanın ve boyunduruğun benim bildiğim geçmişi.Nerelerden nerelere?

Düven Harmanı

Eskide he evin bir harman yeri mutlaka vardır bu kızderbentte çiftçilikle ugraşanların olmazsa olmazlarındandır harman yeri harman bittikten sonra bahçe olarakda kullanılabilir
Harman yeri harman alanı neden bu kadar genişti. O kadar geniş olmasına karşı yine de yetmiyor zaman zaman harman yeri kavgaları eksik olmuyordu. Günlerce tarlalarda ekinler biçilip demetlenir , arpalar budaylar yulaflar Daha sonra bunlar öküz arabasıyla veya at arabasıyla eşeklerle veye atlarla harmana taşınır yuvun dedigimiz yuvarla bir daire biçiminde harmana getirerek yıgardık. Harmana getirme işini bitirdikten sonra harman yerine yuvarlak biçimde dağıtılır, buna sap saçma denirdi. Harman yerleri dar geldiğinden sap saçma işide kalın ve yüksek olurdu. Saçma işinden sonra ya saçan insanlar boyundurukta koşulu öküzlerle ya da koşumlu atlarla üzerinde gezinilip yassıltılırdı. Üzerinde dönülmeye başlanırdı. Düven sürmenin inceliği her dönüşünde değişik yerlerine uğratmaktı düveni yoksa harmanı samana dönüşme işi geç olurdu.gerçi ben kendi köyümüzde düvenle harman işini görmedim fakat komşu koy olar Yörük girek orada çok zaman düven dövdük düven dövme çok zahmetli bi iştir bizde küçük ikin inekleri dağda kendi haline bırakıa konşu köy düven dövevmeye gigerdik onlarda bize düven dövme işini bizi birakır bizde adete bir lunaparkta oyun oynar gibi zevk alırdık  .
Harmanın yüzündeki saplar saman durumunda gözükmeye başlayınca birinci aktarma işi dirgenle yapılırdı. Aktarma harmandaki sapların ters yüz edilmesi olayıydı. Aktarmadan sonra büyük deste parçaları görünüyorsa bu parçaların dirgenle küçültülmesine veya üçüncü aktarmada sap çok görünüyorsa sapları üste çıkarma işleminin yapılmasına çevirme  denirdi. Bu aktarmadan sonrada hayvan gezdirme işi yapılırdı. Hayvanlar düyene koşulur üzerinde bir kişiyle düyen sürmeye başlanırdı. düyendeki kişinin öteki önemli görevi sıçan öküz veya beygirin boklarını harmana düşürmeden kürekle  arkasına yetiştirip tutarak sürülen harmanın dışında uygun bir yere döküp gelmekti. Bu eksiklik veya gecikmenin bedeli de yukarıdaki gibi azar ile cezalandırılırdı. Harmanın yüzü samanlaşınca dirgenle ikinci aktarma yapılırdı Artık saplar az görülmeye başlayınca harman küreği dediğimiz çam ağacından yapılmış küreklerle üçüncü aktarma yapılırdı. Düyen sürme işi sürerken harmanın yüzü yarı saman yarı kes durumuna gelince dördüncü- buna son aktarmada denir- aktarma yapılırdı.. Bundan sonraki sürme samanın inceltilmesi veya açılmadan kalan başakların açılımının sağlanarak saman içine boşaltılmasına yönelik düyen sürme çalışmasıydı. Artık harmanı öldürdük denirdi. Bu harman, harman küreği ve tırmıklar yardımıyla kuzeydoğu yönünde uzunca toplanırdı. Buna harman yığma denirdi. Yığılan harmanın tabanı harman süpürgeleriyle süpürülüp üzerine atılırdı bu süprüntüler. Harman yığıldıktan sonra üzeri küreğin arkasıyla vurularak düzeltilirdi.sap ile başaktan kurtulan taneler elenmeye bırakılırdı
Bazı yıllar harman döneminde uzun zaman yel esmezdi. Harmanlar yığılır, düyen sürme işi biter günlerce yel esmesi için harmanda beklenirdi. Yel esecek ki yığılan harmanlar savrulup tane ile saman birbirinden ayrılabilsin. Harman savurmak işi önce yaba ve tırmıkla sap saman birbirinden ayrılır ruzgarın yardımıyla tane ve saplar bir birbuçuk metreden aşağı bırakılır taneler alta  samanlar biraz daha ireri dişer bir birinden ayrılmaya çalışılırdı. Çocuklar harman savurma işine girmek için çabalar, büyüklerde taneleri kaçırırsınız diye o işe yanaştırmazlardı. Çocuklar belki de büyüdüklerini kanıtlamak için bu işi yapmak istiyor olabilirlerdi kim bilir?. Çekilen bunca emeğin karşılığının alınmaya başladığını görmek sevinci çok büyüktür o günkü yorgunlugun unutuldugu zamandır. Ayıklanan tane çuvallara doldurulur gelecek dönem tohumlukları ve deyirmene gidecekler ayırılırdı. Toplanan bugday eşek veya atlarla eve götürülür samanlarda öküz arabaları ile eve götürülürdü.

Üvendire

Eskiden öküzlerle çift sürerken her çiftçinin mutlaka birtane üvendiresi bulunurdu üvendire genellikle kızılcık agacından seçilir agaç yaklaşık bir santimetre capında düzbir sopadan yapılır genellikle agaç yaç iken kabuğu soyulmadan ateşte kızartılırdı kabugu soyulduktan sonra adeta vernillenmiş şekilde dururdu buna sopanın kalın tarafına üçgen biçiminde bir demir bulunur sopanın ince tarafında ince çivi çakılır demir tarafıyla genellikle üvendirenin kullanma amacı çiftçi çift sürerken sabana ve pulluğa toprak yapışır saban ve pulluk kullanılmaz hale gelir başındeki demir yardımıyla pulluk ve saban güzelce temizlenir çiftçi zaman zamanda hayvanları yola getirmek
amacıyla ucundaki çivili tarafıyla hayvanları dürter  bu öküzlerle çiftçilik yapan her çiftçinin kullandıgı bir alettir

TEL DOLAP
Eskiden mutlaka bir tel dolap bulunurdu tel dolabı dolap iki bölümden oluşurdu üst kısmı yemek koymak için atl tarafı ekmek koymak için kullanılırdı  buzdalabından önceki dönemde mutfagın en önemli eşyalarındandı tel dolap. zeytinyağlılar ve etli yemekler muhafaza edilir ayrıca tulumdan cıkarılmış peynirler fıçılardan çıkarılan zeytinler  yemeklerden ve kahvaltıdan artan yemekler konurdu. bizim dolaplara her evde olurdu.

SAMAN ÇİTİ
Saman çitleri adeta koca bir sepet gibi dururdu evde saman çirleri öküz arabalarına konurdu saman işi bittikten sonra köye gelen yabancılar gördüklerinde mutlaka sorarlardı bu ne diye ne için kullanılır diye
Saman çiti ince fındık ağacından yapılırdı öküz arabasına boydan boya yerleştirilirdi içine saman koydukça açılır beklide şimdilerde kızderbentte numune olarak kalmamıştır.

GÖZER


kızderbentte her evde gözer bulunur gözer aslında bu günkü eleklere benzer fakat onun deriden yapılmış olanına denir gözer ev kadınlarının evdeki en kıymetli eşyalarından sayılır gözerle bulgurluk  buğday elemek için tohumluk buğday elemek için aslında görünüş olarak ta güzel bir alettir.

KIRÇAK
Şimdilerde yirmili yaşlar da olanlar bile hatırlamaz kırçakları  kırçak bu günkü adeta bidona benzeyen fakat tahtadan yapılan bir su taşıma kabıdır daha ozamanlar hortum bile çok yaygın deyildi kızderbenli tütün ekimlerinde su çıkmayan yerlere yütün ekerken eşek ile su taşırdı kırçakğı eşegin iki yanına semer vasıtasıyla yerleştirir su bulunan bölgeden kırçaklara konularak tütün ekim alanına getirir adeta tütüne can suyu verilirdi belki bazı evlerde şimdilerde hatıralar diye saklanıyordur

OCAKLIKLAR
Kızderbent eski evlerinin oturma odalarında mutlaka ocaklık bulunurdu ocaklıklar şimdiki şöminelere benzer fakat yapılışı kendine özgümdü oturma odasının cam tarafının hemen yanına altı toprakla birlikte tuğla döşenirdi yukarıya doğru  bir bilgisayar masası büyüklüğünde üstünde rafı vardı  üstüne o zamanın aydınlatma lambası konurdu alt bölümde orada yemek pişirilir çay demlenir hele patetes külde yapılır yemesi harika hemde salıklı birde televizyon yok radyo yok hele ocak başı sohbetleri vardıya

TAHTA KAŞIK
Tahta kaşık aslında kızderbent kültüründe ayrı bir önem taşır eskiden her evde tahta kaşık bulunurdu tahta kaşıkla yemek yemek özel bir ustalık gerektirir.